




<< Önceki Sayfa | / | Sonraki Sayfa >>
Yazmak Üzerine...

Uzun zamandır aklımda olan
konuların başında, yazdığım deneme türü yazıların kitap haline getirilmesi var.
Bu aslında ticari kaygısı olmayan, kendimce bir eylem olarak algılanmalı.
Yazdığım yazıların herhangi bir değeri olduğuna dair bir iddiam yok aslında.
Yazılarım, kendi küçük dünyamın ardında gizlenen büyük düşlerin ve düşüncelerin
paylaşılma amacını taşıyor belki de. Şu anda kitabını okumakta olduğum ve
fikirlerinden çok etkilendiğim Jean Jacques Rousseau da kitabında şöyle diyor:
“Montaigne’in yaptığı benzer bir işe, kendisininkine tamamen zıt bir amaçla
girişiyorum; çünkü o Denemeler’ini
sadece başkaları için yazmışken, ben Düşler’i
sadece kendim için yazıyorum.” (Yalnız Gezenin Düşleri, sy.29) Bana kalırsa hem
Denemeler hem de Yalnız Gezenin Düşleri, benim yazdığım yazıların temelini
oluşturuyor. Ortaya yeni bir şey koyma gayesinde olmadan, okuduklarımla
yaşadıklarımın bir sentezini yapmak istiyorum sadece. Diğer insanların okuması
için bir isteğim yok aslında; çünkü yazdıklarımı okuyanlar bir şey elde
edemiyorlar. Bunun nedeni yazılarımda herhangi bir iddiamın veya tezimin
bulunmamasındandır. Çıkarımlarım kendime aittir ve pek çok insan tarafından
kolayca bulunabilir. Yazılarımın hedefi düşünmeyi unutmuş insanlara yardımcı
olabilmektir. Yazılarımı okumak isteyenlere ise tek tavsiyem “düşünmeleridir”.
Okuyan çoğu insanın bazı konularda benden çok daha parlak fikirlere ve
sonuçlara ulaşacağına eminim. Ben Rousseau’nun kitabını düşünmemi sağladığı
için çok beğendim; her ne kadar düşünmeden okumayı seven bir insan olsanız da
Rousseau sanki kitabı sizinle beraber yazmak ister gibi, sizi düşünmeye itiyor.
Bazı düşünceleri pek çok farklı şekilde peş peşe yazarak dikkatinizi
yoğunlaştırmanızı arzuluyor.
Blog tutmaya başlamanın bana en
büyük katkısını, yazdıklarım üzerinde kolayca görebilirsiniz. Deneme türü
yazılarımın başlarında çok büyük hatalar vardı. Özellikle kendi kendisi ile
çelişen cümleler oldukça fazlaydı. Düşündüklerimi yazıya dönüştürmek benim için
çok zordu. Kendimi ifade edemiyor ve bu yüzden kızıyordum kendime. Bu da
yazılarda anlam kaymalarına sebep olacak hatalar doğuruyordu. Hâlâ yazdığım
yazılarda kendimi tam olarak ifade edememiş olmama rağmen, bu konuda bir
ilerleme kaydettiğimi not almak gerekir. Artık söylemek istediklerimi daha açık
ve rahat bir yoldan dile getirebiliyorum. Bu da yeni konular hakkında düşünmek
ve yazmak isteğimi kamçılıyor.
Özellikle bisikletle tek başıma
yaptığım gezilerimde ve yine tek başıma bindiğim otobüslerde pek çok konu
geçiyor aklımdan. Bu geziler, yazdıklarım için önemli zaman dilimleri. Çoğu
şeyi burada düşünüyor, bilgisayarıma kavuşur kavuşmaz da onları buraya
aktarıyorum. Su sızdıran bir testi misali, yazıya aktarana kadar pek çok cümle aklımdan
gidiveriyor. Zaman zaman onları tekrar hatırlıyorum ama yazacak fırsatım
olmuyor bu defa. O yüzden elimden geldiğince not almaya çalışıyorum
düşündüklerimi. Varsa bir kâğıda, o yoksa cep telefonuma kısa notlar alıyorum.
Bu kısa notları sonradan bir araya getirmek zor olsa da çok tatlı bir şey.
İnsanlara kendimi anlatmaya
çalışmıyorum. Onların beni anlamasını da beklemiyorum. Hayata dair söylemek
istediklerimi iletmek istiyorum sadece. Her gün kendini bir koşuşturma içinde
bulan insanların biraz soluk alıp düşünmelerini istiyorum. Hayat boyu
kazandığınız tecrübelerin size altmış yetmiş yaşından sonra işe yarayacağınızı
düşünmüyorum. Hayatta neden bu kadar şey öğreniyoruz peki? Bence yapılması
gereken her şeyi deneme-yanılma ile öğrenmek değildir. Bizden önce düşünmüş ve
düşündüklerini başarılı bir şekilde anlatabilmiş insanlardan öğrenecek çok
şeyimizin olduğunu düşünüyorum. Bu bağlamda bir insana hayatı öğretmek için
dünya klasikleri bulunmaz fırsatlar.
Bence okuyarak başlamalıyız
tekrar hayata. Kuran-ı Kerim’in indirilen ilk ayeti de “Oku, Yaratan Rabbinin
adıyla oku!” değil mi? O halde önce okumalı. Sonra okuduklarımız bir demet
haline gelmeye başladığında ise aktarmalıyız. Bu dille de olabilir yazı ile de
olabilir. Ben yazı ile daha fazla insana ulaşacağımı düşündüğüm için yazıyorum.
Etrafında çok miktarda insan bulunanlar da bunları karşı tarafa öğretme
havasına girmeden anlatmalılar. Karşı tarafında fikirlerini almalı ve buna göre
çıkarımlarda bulunmalılar. Bu sayede düşünce dünyamıza pek çok değerli şey
koyabiliriz.
Eğer bu yazıyı buraya kadar
okuyabildiyseniz teşekkürler sizin, sevinci de benim olsun. Sağlıcakla…
Tavsiye Ettiklerim
![]()
![]()
![]()



Yorumlar
Yazan: yilmazyalcinsoy | Tarih: 2007-10-01 02:58:00, 2007-10-01 02:58:00
Konu: DAHA NE KADAR ALİ'LER ŞEHİT OLMALI ?
Millet olarak, ne zaman tepkimizi vereceğiz ?
Ey blogcu com.cular,
Barış Akarsu için yazdıklarınız gibi,
bu vatan için canlarını verenlere
bloglarınızda yer vermeyecek misiniz ?
Yazan: kiremit | Tarih: 2007-09-30 21:52:25, 2007-09-30 21:52:25
Konu: yazmak
Yazmak, hele bu blogculuk uğraşısı içinde yazmak, gelen yorumlarla daha bir insanı geliştiriyor.
Öyle yazılarım olmuştur ki, çok cahil ve tecrübesiz kabul edilen kişilerin yorumları daha fazla ufuklarımı açmıştır diyebilirim. Bu çok ilginç.
İşte bu açıdan bakarsak; insanda bir şeyler uyandıran, insanlarda bir şeyleri açığa çıkaran türden yazılar çok değerli. Bu tür yazılar bence ustalık gerektirmiyor. Direkt maneviyatla ve ruhla ilgili bir şey olsa gerek.
İçtenlik ve istek önemli. Bir de yazdıktan sonra değindiğin konuları (ama yazdıktan sonra) araştırman olabilecek yanlışların önüne geçmek için önemli bence.
Yani yazacağın konu eğer senin içine gelen ilhamın zorlamasıyla yazılacaksa hiç durma yaz. Ön araştırma yapmadan yaz. Sonra gereken araştırmaları yap. Sonra yayımla.
Yazdıklarını kitap haline getirmeye gelince: Bunu tutkunla yapabilirsen elbette başarılı olursun. Öyle içten yazılar vardır ki, usta bir yazarın aynı konudaki denemesini okumaktansa küçük bir çocuğun samimi denemesi insana daha cazip gelebilir. Onun için, büyük sevgi büyük tecrübe gerektirmez diyorum. Ama yeter ki yazdıktan sonra araştırma yapılıp yazıda yanlışlar varsa giderilsin.
Bunları sendeki yazma tutkusu için yazdım. Genele hitap olarak algılanmamalı. Sen "sen olarak" başarmalısın. İçtenliğinle ve tutkunla. Böyle düşünüyorum.
Yazındaki bazı sözler hakkında:
Risale-i Nuru bilirsin. Said Nursi bazı yazılarını herkesin anlaması için yazmıştır. Bazı yazıları ilmi müsait olanlar içindir. Bazı yazıları ise, işte bu beni çok ilgilendiriyor: "kendi anlayışına göre" yazmış olup, "ruhen benimle münasebettar olanlar anlayabilir" gibi açıklaması vardır.
Evet, herkese hitap edemezsin. Ama bil ki seninle aynı frekansta olan insanlar var. Bütün bunları düşünerek yazılarında kendini hiç zorlamaman en iyisi. Ama yeter ki yukarda dediğim gibi "yazdıktan sonra" biraz araştırıp içinde yanlış bilgiler ve yanlış yönlendirmeler olmaması için dikkat edesin.
Son olarak:
Bir şeyi beklemen gerekmez. Yazmayı resim sanatı gibi düşün. Çocuk yaşta oldukları halde dünyaca büyük önemi olan ressamlar vardır. Bu çocuklara kimse "büyü, tecrübe kazan" demez. Demeye hakları da yoktur.
Yazan: Syrna | Tarih: 2007-09-30 19:34:11, 2007-09-30 19:34:11
Konu: !
neden yazmıyorsun ufaklık :((
Yazan: eFteLya88 | Tarih: 2007-09-30 16:36:06, 2007-09-30 16:36:06
Konu: ...
okuduğuma emin olabilirsin :)
ve birazda bana tercüman oldun tşkler
aynen bende yazarken butür şeylerle karşılaşıyom
bazen yazdıklarımı iyi aktaramıyom die üzülüyom :)
kitap çıkarma yazmıştın galiba yakışır bak :)
herzaman seninleyiz :)
Yazan: dilsizmutercim | Tarih: 2007-09-30 04:56:41, 2007-09-30 04:56:41
Konu: Esselâm...
Yazmak ve okumak sevmek ve sevilmek kadar birbirini besleyen şeyler diye yazmıştı Bünyamin ağbi birYazıyı sonuna kadar okumakla birlikte otantik bir bitiriş olduğunu da söylemeliyim. Tebesüm ettirdi bana. Montaigne'ye dair yazarın söylediklerinden farklı düşünsem de aslolan sizin fikirleriniz yazıda... Kendim adına sözel hitap kabiliyetim daha baskın olsa da imkanlarımızın özgürlükten yana kısıtlanması, yazının kalıcılığı ve daha geniş bir yelpazeye ulaştırılabilme imkanı yazıya ağırlık vermemi sağlıyor diyebilirim. Ali Uralın Posta Kutusundaki Mızıka kitabını okumanızı isterim buarada, Merdiven yayınevinden çıkıyor. Klasiklerde de Dosto'yu yakın dostum gibi hissederim... Uzun zamandır iz bırakamıyordum bu sokağa arkadaşh hanesinden de buharlaşmışım sanırım:) gözüm beni yanıltmadıysa ama ülkeme gelip bir nadas sonrası telafi etmeyi temenni ederek selam ediyorum...
Yazan: http://yeldegirmenlerinekarsi.blogspot.com/ | Tarih: 2007-09-29 22:04:17, 2007-09-29 22:04:17
Konu: yazdıkça...
Yazdıkça eksiliyor insan.
Bu eksikliği dolduramadığınız müddetçe de, ki bu da okumakla mümkün, artık yazamıyorsunuz.
Yazdıkça okuma ihtiyacı artıyor insanın, okudukça da yazma ihtiyacı.
Okumak ve yazmak birbiri için gerekli ve birbirini besleyen iki etkinlik. Bu ikisini bir arada yürüten, içinde okuma-yazma sevgisi ve yeteneği de varsa, hem kendini çoğaltır hem de, sadece kendisi için yazsa bile, okuyanlarını yüceltir.
not: daha önceki ziyaretlerinizi hatırlamıyorum ama son ziyaretiniz ve yazdığınız yorum için teşekkür ederim. bloğunuz hoş, sizi bağlantı sayfama ekliyorum; siz de anasayfanızda bloğuma bağlantı verirseniz, adınıza anasayfamda da yer veririm .
memnun oldum.
Yazan: neredeyim | Tarih: 2007-09-29 14:46:11, 2007-09-29 14:46:11
Konu: ...
yazmak çok güzel bi eylem...
yani bende deneme yazıları,hikayeler yazıyorum bazen...kendimce oluşturuyorum ve blogculuk sayesinde bende bu işi ilerlettim.insanlar yorum yapıyor.yanlışları doğruları söylüyorlar ve onaa göre hareket edebiliyoruz.yani eleştirilere göre.eksikliklerimiz varsa bunları gittikçe kapatıyoruz..dmek istediğim yazarak gelişiyor insan.bazende aklıma yazacak şey gelmiyor.yazmıyorum.ama sizin de dediğiniz gibi bazen otobüsteyken bişey lerle uğraşırken aklıma bi konu geliyor.bende aynen sizin gibi not alırım yada almazsam bile eve gelince masama oturunca yazmaya başlarım...gerçi birde günlük tutarıum ben :)
yazmak hoşuma gidiyor.şimdi anlattınız ya bunları birazda olsa kendimi gördüm yazıda.hoşuma gitti...
bu arada başta kitap çıkarmaktan bahsetmişsiniz.umarım yaparsınız...
yorumunuz için de ayrıca teşekkürşer
sevgiyle...
Yazan: Syrna | Tarih: 2007-09-28 22:13:11, 2007-09-28 22:13:11
Konu: !
ben gibisin yani :))
herşey otobüs geliyor aklına ve çok güsel yazıyorusn canım alıcı oluyor bu yazı okunur elbelt :))
Yazan: MayaMonoke | Tarih: 2007-09-26 09:16:55, 2007-09-26 09:16:55
Konu: ...
okumanın birikim ve kazanım olduğunu düşünürüm. yazmak, ifade edebilmek (sanal olsun olmasın) ise doğru kullanım.
Yazan: blahblah | Tarih: 2007-09-26 09:06:25, 2007-09-26 09:06:25
Konu: ...
yazmak güzel bir yetenek. bunların okunmasını sağlamak, çok daha güzel bir yetenek. hele de seni hiç görmemiş, tanımamış birsinin bu yazıları sıkı biçimde takip ettiği düşünülürse. (ben!)
bu yetenek verildiyse kullanmalısın!
Yazan: blahblah | Tarih: 2007-09-26 09:02:12, 2007-09-26 09:02:12
Konu: ...
yazmak güzel bir yetenek. bunların okunmasını sağlamak, çok daha güzel bir yetenek. hele de seni hiç görmemiş, tanımamış birsinin bu yazıları sıkı biçimde takip ettiği düşünülürse. (ben!)
bu yetenek verildiyse kullanmalısın!
Yazan: ipeksol | Tarih: 2007-09-26 01:07:39, 2007-09-26 01:07:39
Konu: düş
..
peki ..ben sonuna kadar okudum..ama sonuçta ne oldu..yine ben ballı ılık süt bırakıyorum
Yazan: e.d. | Tarih: 2007-09-26 00:08:15, 2007-09-26 00:08:15
Konu: güzel..
yazını ben de severek ve sonunu merak ederek okudum.. tebrikler bilalcim...
yazılarında bir ilerleme olduğu muhakkak.. ilk yazılarını hatırlıyorum da, ay neydi onlar öyle :p :p
şaka bi yana, gerçekten de artık yazdığın şeylere daha fazla özen gösterdiğin çok açık.. blog'una verdiğin önem de zaten bu yazılarının kaliteleşmesinde bir etken oluyor..
ama kitap konusunda ciddi isen eğer; benim fikrim daha çok şeyler yazman gerektiğidir.. hem zaten kitap dediğin 5-10 denemeden daha fazlasını içerir herhalde :)
ama istersen yapabileceğine inanıyorum ve seni destekliyorum....
bu dünyada seni mutlu edecek bi şey de senin o kitabı yazıp da basman ise lütfen bunu yap...
kolay gelsin..
Yazan: missing86 | Tarih: 2007-09-25 23:01:52, 2007-09-25 23:01:52
Konu: yazını okudum ve utandım aslında...
biliyomusun çok fazla kitap okuma vaktım olduyor..yada ben vakit yaratamıyorum yada itiraf etmek gerekırse yaratmıyorum..hanı sen dıyosunya bazı yazılarında ayda 5 -6 kıtap bıtırme umudundayım dıye..ben ayda degıl 2 ayda bır kıtap okuma fırsatım oluyor...sanırım kendımı bu konuda gelıstırememısim..ve bu konuda önunda sapka cıkarmak zorundayım..
ben muzıkle ılgılıyım..sürekli muzık yaparım..buda benım uğrasım ıste....gercı onuda bu sıralr savdım basımdan...
kıtap konusuna gelınce benımde öyle bir hayalım var aslında.bir basım evıyle anlasıp söle güzel bişi ortaya cıkarmak ıstıyorum..ticarı kaygı bendede yok..okunmazda buyuk ıhtımalle..ama benım ıcım rahat olsun,ben bıleyımya o yazılar denemeler bana aıt dıye..ne bılım düşünüyorum ,belkı ılerde bu palnım gerçekleştirebılırım..umarım sende..
biliyomusun,kitabımın önsözü,adı bile hazır..kapak resmıde...
yanı aslında sadece düzenleme gerekıyor...bide bırazcık para..basım evı ıcın..oda öğrencı parasıyla olmuyor...
eee...uzun yazdım..yoruldum..malum henüz pek iyileşmiş sayılmam...bana musade...
bu arada yazını sabırla degıl,zevkle okudum...
iyi geceler....
şansla kal...